top of page
Search
  • Writer's pictureZehra Köse

AYNALAR...


Her gün aynaya bakıyoruz değil mi? O anlarda kendimizi değerli ya da değersiz hissediyoruz. İki çeşit insan vardır; biri saatlerce kendini aynada hayran hayran izleyebilenler, diğeri de aynayı sadece mecburiyetten kullananlar. Peki, siz hangi kategoridesiniz? 1- Kendimizi ne kadar seviyoruz ve kendimize ne kadar değer veriyoruz? 2- Önceliğimiz hep başka insanlar ve başka insanların yaşadığı olaylar mı? 3- Kendi hayatınızın içinde ne kadar varsınız? Bu soruları kendinize şimdi, şu anda sorduğunuz zaman içinizden gelen cevap size ne söylüyor? Muhtemelen önceliğiniz hep başka insanlar ve başka olaylar. ‘Evet kendimi yeterince sevmiyorum sanırım’. Bunları şuan işitir gibiyim. Peki, kendi hayatınız içinde kendinizi görmüyorken, başka insanların hayatlarında ne kadar olabilirsiniz? Kendimizi neden yetersiz ve değersiz görüyoruz? Neden hep mutsuzluklarımızı dış dünyada yaşadığımız olaylara bağlıyoruz? Neden kendi içimize, özümüze dönemiyoruz? Neden özümüzdeki bizden korkuyoruz? Aynaya çok bakmakla aynaya bakmayı istememek arasında bence hiçbir fark yok! Çünkü iki duygu durumunu da yaşatan ‘EGO’! ‘Sen çok süpersin, harikasın, çok güzel ya da çok yakışıklısın’ dedirten de ‘Sen çok çirkinsin, kilolusun, sivilcelisin’ dedirten de EGO. İkisi arasındaki fark, sadece kimlik değiştirmesi. Özümüzden uzaklaştıran, bizi anın gerçekliğinden alıkoyan, bizi kaosa sürükleyen, aile, arkadaş, duygusal ilişkilerimizde bizi acı yumağına sokan, öfkelendiren, ağlatan, ötekileştiren şey de EGO. Biz Yaradanın, bu ‘Dünya’ dediğimiz sistemde yarattığı en mükemmel varlıklarız. Ve hepimizin özü sevgiye dayalı ve tekamül yolculuğumuzda hepimizin bir görevi var? Biz, bu dünyaya üzüntü çekmek, sevgilimizi ya da eşimizi kıskanmak için gelmedik. Biz bu dünyaya yaşadığımız sıkıntı varsa onları yaşamaya, şanssız olmaya da gelmedik. Biz, gerçekten var olmaya geldik.

4 views0 comments

Comments


bottom of page