top of page
Search
  • Writer's pictureZehra Köse

NASIL DÜŞÜNÜYORSAN, HİSSEDİYORSAN ve DAVRANIYORSAN SEN OSUN...

Geçmişe takılı kaldığında, geçmişte yaşanan herhangi bir durum ve olay sonucu yaşadığın duygu ve inançtan özgürleşmediğin sürece yeni bir gelecek yeni bir gerçeklik yaratamazsın. Tıpkı takılı kalan bir plak gibi aynı deneyimleri tekrar ve tekrar yaşarsın. Bu senin enerjini tüketir ve sen bir süre sonra kendini tükenmiş, tembel, isteksiz, kurban ve yaşama sevincinden yoksun hissetmeye başlarsın. Her gün aynı düşünceler döner durur zihninde, aynı düşünceler aynı duyguları ve aynı duygularda aynı davranışları getirir beraberinde. Bir işi yaparken bile zihninden geçen binlerce düşünce ve onay seni olmadığın bir kişi olduğuna inandırabilir. Örnek veriyorum; sürekli olarak zihninde ne kadar yetersiz ve başarısız olduğuna dair düşünceleri ne kadar çok tekrar edersen, bilinçaltın buna inanır ve sana bu yönlerini çok farklı deneyimler ve kişiler ile gösterir. Bunu bazen eşin, bazen patronun, bazen bazen de çocuğun yaşatır. Ve bunları yaşadıkça daha da yetersiz ve başarısız hissedersin, tıpkı bir kartopu gibi katlanarak çoğalır. Peki neden olur tüm bunlar? Kendini fark et, kendinden bu etiketleri kaldır ve özgürleş diye. Ama sen bunu fark etmezsen, karşındaki kişiye kızar, öfkelenir, yargılar ve onlardan uzaklaşmaya başlarsın. Daha çok çaba harcayarak daha iyi ve mükemmel olmaya çalışırsın ancak nafiledir, zihninde yani içeride hiçbir şey değişmediği için -yetersizim ve başarısızım plağı çalmaya devam ettiği için- boşuna çaba harcamış olursun. Yani içerisi nasılsa dışarısı da öyle olur.

Aklımızdan geçen düşüncelerin kaynağı ise bilinçaltımızdır ve bunlar anne karnından bu güne gelene kadar kaydedilen duygular ve inançlardır. Bu inançları bazen annemizden bazen bazen babamızdan, bizi büyüten herhangi bir kişiden kopyalarız ya da yaşadığımız deneyimler sonucunda öğreniriz ve kaydederiz. Bir kere kaydedilen bu duygu ve inançlar biz farkına varmadığımız ve dönüştürmediğimiz sürece orada var olmaya devam eder.

Bunları fark etmek için kendimizi gözlemlemeli tıpkı bir filmdeki bir karakteri izler gibi izlemeliyiz.

Ne düşünüyorum?

Nasıl hissediyorum?

Neden böyle davranıyorum?

sorgulamaları ile bazen şunu bile fark edeceksiniz "annem de böyle yapıyordu, bu babamın bakış açısı, bu ben değilim, ben onlara benzemek istemiyordum ki vb"

Bunlar yavaş yavaş su üzerine çıkmaya başlayan fark edişleriniz olacak.

Tüm bunlar sen değilsen ve sana ait değilse, peki sen kimsin? Sana kim olduğunu gösteren aynalar An ve An hayatında beliriyor. Kişi ve deneyimlere de tarafsız, yargısız, nötr bakmaya başladıkça yani sadece filmi izlemeye devam ettikçe kendinizi tanımaya ve kendinizi bilmeye başlayacaksınız.

Geçmişte neden o deneyimleri yaşadığınızı, hatta neden aynı döngüleri tekrar tekrar yaşadığınızı, neden hasta olduğunuzu bile anlamaya başlayacaksınız. Aslında hayatınıza giren hiç kimsenin suçlu olmadığını, kendinizin de suçlu olmadığını, son noktada suçun da olmadığını; yaşanan her şeyin bir deneyimler bütünü olduğunu fark edeceksiniz ve işte o zaman geçmişi, kendinizi ve herkesi kolaylıkla bağışlayabilir ve geçmişe ait duygulardan da özgürleşebilirsiniz.

Bu süreç başlangıçta burada yazdığım kadar kolay olmayabilir. Bunu başarmanızın önundeki tek engel ise zihninizin bunu kabul etmemesi yani eski inanç ve duygulara sıkı sıkı tutunmak isteyen egonuz yani sahte benliğinizin direnci olabilir çünkü o suçluyu hep dışarıda arama, şikayet ve kurban rollerine çok alışmış ve bırakmak istemiyor olabilir. Eğer bu durumda iseniz o zaman bu konuda profesyonel bir destek ya da eğitim vb. bu süreci daha kolay ve daha kısa sürede tamamlayabilirsiniz. Kendinize yapacağınız en büyük yatırım ve iyilik bu olacaktır.

Kolaylık, neşe ve sevgiyle olsun...

Zehra Köse



.

4 views0 comments

Comments


bottom of page