top of page
Search
  • Writer's pictureZehra Köse

ZİHNİNDEKİ SES, ARKADAŞIN OLSA, ONUNLA ARKADAŞLIK ETMEYE DEVAM EDER MİSİN?

Gün içinde yaptığın her işte ve her yerde, zihninde durmayan bir konuşma trafiği içindesin çoğu zaman. Ne yaptığın iştesin, ne yediğin yemekte, ne de arkadaşlarınla sohbette. Fiziksel olarak oradasın ama ya zihinsel olarak ya dünde yani geçmişte ya gelecekte yapacaklarında. En son ne zaman sessizce yemek yedin her bir lokmasında tadını hissettiğin ya da ne zaman yaptığın bir işte oldun doyasıya her anından zevk aldığın. Hep bir telaş bir sabırsızlıkla tamamlamaya, bitirmeye çalıştın sonuca ulaşmak için, yaşadığın her bir An'ı kaçırdın. Nereye yetişmeye çalıştığını bile fark etmeden, "zaman ne kadar çabuk geçiyor, hiç anlamıyorum, ömür bitiyor" demeye başladın. Sonrasında da, "hayattan hiç keyif alamıyorum, değişik bir şeyler yapmalıyım" dedin. Ve yeni arayışlar başladı, yeni bir ilişki, yeni bir alışkanlık, yeni çevreler ve yeni şehirler peşinde koşmaya başladın, yine olmadı. Yine hep bir sonuca ulaşma telaşın vardı, tatile giderken bile hep yolun bir an önce bitmesi ve varma telaşı içindeydin; yoldaki manzarayı kaçırdın. Vardığında ise bir sonraki program zihnindeydi. Bu telaş bitmiyordu, çünkü zihin hep bir sonrasının peşindeydi; çok yoruluyor ama yine de hiçbir şeyden keyif almıyor, enerjin düşük, mutsuz ve umutsuz yine aynı rutinde devam ediyordun. Çok konuşan zihin bu sefer de seni "çocuklar büyüyünce rahatlayacağım, zengin olsaydım daha rahat olurdum, emekli olunca rahatlayacağım" gibi düşüncelere inandırdı ve sen yaşamın bu olduğu ve olacağını kabul ettin, buna inandın.

Sen buna inandıkça, inandıklarını yaşamaya devam ediyorsun. Karşına yazılar, kitaplar, videolar çıkıyor, An'da kalmak, tadını çıkarmak, farkında olmak vb, kısa bir süre bunlar iyi geliyor "ya evet doğru söylüyor" diyorsun, bir süre sonra zihin yine devreye giriyor ve yine seni aynı rutin içine çekiyor. Korkular, kaygılar, güvensizlikler, çaresizlikler, pişmanlıklar dolu geçmiş ve gelecek hikayeleri anlatıyor sana, seni inandırıyor ve yine seni girdabına çekiyor, çok yoğun çekimlerde rahatsızlıklar, hastalıklar bile yaşıyorsun.

Eğer zihninde konuşan bu ses bir arkadaşın olsaydı onunla arkadaşlık etmeye devam eder miydin?

Bence etmezdin, hatta arana bayağı bir mesafe koyar ve zorunda kalmadıkça görüşmezdin bile. Zorunda kaldığında da çok konuşmaması için dua bile ederdin.

‌O zaman demek ki bu ses, sen değilsin, konuştuğu şeyler de sana ait değil, o sadece konuşuyor ve konuştuklarına seni inandırmaya çalışıyor, eğer sen bunlara inanırsan da inançların oluşuyor, tıpkı geçmişte de yaptığı gibi. Bu inançlar daha sonra senin gerçekliğini oluşturuyor ve bu inançlara uygun kişiler ve olaylar hatta hastalıklar yaşamında var olmaya başlıyor.

‌Ama eğer sen, An ve An yaptığın iş ya da ilişki sadece orada olmaya niyet edersen, sadece o alanda olanı yaşamaya başlarsan ve bu çok konuşan arkadaş geldiğinde ise onu sadece dinler, gözlemler, yorum yapmadan kalırsan, söylediklerine inanmazsan, ilgilenmediğin, yüz vermediğin için bu arkadaş sessizce o alandan uzaklaşır. Seni, anlattıklarına inandıramazsa ne olur? Seninle görüşme sıklığı azalır, daha az yaklaşır yanına. Ve eğer sen ona bu şekilde davranmaya devam edersen, bir süre sonra artık yanına bile uğramaz. Yani zihninde konuşan ses, SEN DEĞİLSİN önce bunu fark et. Bu ses, egonun sesi ve ego senin bulunduğun An'da kalmanı istemez, ego An'da var olamaz.

‌İşte o yüzden An'da kalmak bu kadar önemli. Çok fazla çabalamak değildir An'da kalmak, onun sana anlattığı şeyleri sadece dinler, ona uyarak geçmişe ya da geleceğe gitmezsen, sadece yaptığın eylemde hem fiziksel hem de zihinsel olarak kalırsan işte o zaman gücünü egodan alır, kontrolü ele geçirirsin. İşte o zaman o seni değil, sen onu yönetebilirsin. Sadece bir süre, farkındalıkta yaşamak, arkadaş geldiğinde uyanık olmak gerekir. "Zihnimi susturamıyorum, yapamıyorum çok zor" diye düşünüyorsan, bu da sana ait değil, işte yine bir süre önce seni bu düşünceye inandıran da o arkadaş. Sadece sakin ol, farkında yaşa, sadece yemekte, işte, cocuklarınla ve bulunduğun mekanda ol, televizyonu kapat, cep telefonunu bırak, sadece orada ol. Gerçek huzuru, mutluluğu, sevgiyi, güveni işte o anlarda bulacaksın, başkasında ya da başka bir yerlerde değil.

‌Sevgi ve kolaylıkla...

‌Zehra Köse



22 views0 comments

Comments


bottom of page